Grounded benim için özel bir oyun. Babamla çevrimiçi olarak en çok oynadığımız oyunların başında gelen Grounded bizi böceklerle aynı boyutlarda olduğumuz, haliyle vahşi doğaya fırlatılmışçasına zor durumda kaldığımız bir mücadeleye sürüklüyor. en fazla 4 kişilik bir ekip olarak oynayabilen oyunda arkadaşının arkasını kollamak, birbirinize yardım etmek en önemli meziyetler haline geliyor.

Babamla gerçekte gittiğimiz kampların çok daha tehlikeli ve fantastik halini sanal ortamda deneyimliyor olmak resmen bir “hayatta kalma” similasyonu hissi yaşatıyor.

Obsidian Entertainment tarafından geliştirilen ve Xbox Game Studios tarafından yayınlanan Grounded’da müzikler yoğun değil ama ortamdaki doğa seslerini tamamlayıcı bir arka unsuru olarak yer alıyor, ancak laboratuvar bölümlerinde müzik daha belirgin ve bilim kurgu ruh halini yansıtır hale bürünüyor.

Bilim insanları, bir makineyle gönüllü insanları küçülterek örümcekler ve karıncaların arasına yani bahçeye yolluyor. Fakat tabii günlük hayatta en güvenli mekanımız olan bahçeler, boyutlarımız küçülünce vahşi ve tarih öncesi bir ormana dönüşüyor ve ölümüne bir yaşam savaşı başlıyor.

Oyunda amacımız yeniden eski boyutumuza dönmek, bunun için büyümemizi sağlayacak makineyi yeniden çalıştırmak için gereken bataryayı ele geçirmemiz gerekiyor. Ancak bu çok zorlu bir görev. Doktor Tuli’ye ulaşmamız, bize engel olacak çılgın eski ortağını atlatmamız gerekiyor. Bataryaya ulaşmak, onu sarj etmek ve geri getirip makineyi çalıştırmak… Karınca kadar boyumuzla bu işleri başarmak elbette hiç kolay değil, üstelik bizi avlamak için dolaşan örümcekler, balıklar, böcekler…

Boss’lara gelecek olursak; tahmin edeceğiniz gibi çoğu böcek, ama bazıları robot. Bir de çılgın bilim insanına ait robotlar var. Bir kısmı ise deneyler sonucu çığrından çıkmış yaratıklar. Boss’lar ile karşılaşana dek hayatta kalmayı başarırsanız bu canavarlarla tanışabilirsiniz, neyseki ölünce yeniden canlanıyoruz. Oyunun en zevkli tarafı sürekli heyecan ve serüven hissi yaşatması, anneme göre bu sayede vahşi doğadaki içgüdülerimizi hatırlayıp savaş-kaç-don tepkilerimizi deneyimleme fırsatı bulabiliyormuşuz.

babam ve ben

Bu oyunun benim için en önemli kısmı babamla oynamak. Babamla bu oyun sayesinde birbirimizi koruduk, zor durumlarda görev paylaşımı yapmayı, sorumlulukları belirlemeyi deneyimledik. Gerçekten bir tehlike yaşıyormuş gibi heyecan için zor durumlardan kurtulduk. Kaybolan eşyalarımızı birbirimiz için bulduk. Diğerinin biten suyunu, yiyeceğini sağladık. Yaralanınca birbirimize yardım ettik. Şunu diyebilirim ki susuzluk çok zor ve beraber uzun su aramalarımız, su matarası yapmayı öğrenmeyi keşfetmem ve babamı kurtarmam… Bu oyun babalar ve çocuklar için paha biçilemez bir hediye gibi. Ne kadar uzakta olursa olsun özlediğiniz ebeveyninizle yaşayacak bir sürü deneyim sağlıyor… Oyunlar, doğru oynanırsa bazen önemli yaşam deneyimleridir, gerçekten!

Yorum bırakın

Popüler