Türü 2D, aksiyon–platformer, taopunk, parry/deflect odaklı dövüşe sahip olan Red Candle Games tarafindan geliştirilen Çıkışı 2024’te PC; sonrasında konsollara çıkan savaş mekanikleriyle Sekirodan esinlenen ve metroidvania türünden olup harika bir keşif hissiyatina ve savaş mekaniklerine sahip olan bu kadar harika bir oyun olupda nasıl kimsenin bilmediği ve duymadığına anlam veremediğim NİNE SOLS ‘dan bahsedeceğiz.

Neden “Nine Sols”?
Siz hâlâ güneşin ilk ışıklarıyla uyanmayı beklerken, Nine Sols sizi gölgelerle örülü bir diyarın kıyısında buluveriyor.
Benim için Nine Sols, dini, bilimsel ve tarihî öğeleri birlikte taşıyan bir hikâyeyi mekaniklerle “hissettiren” bir oyun. El çizimi görsel dili ve “taopunk” atmosferi yalnız estetik bir tercih değil; güç, itaat ve düzen üzerine sorduğu politik soruları da ima ediyor. Tür olarak düz söylemek gerekirse: 2D aksiyon–platformer; kalbi deflect/parry ritminde atan bir dövüş sistemi var ve bu yönüyle Sekiro’yu açıkça hatırlatıyor. Ama Red Candle bu mekaniği kendi temposuna ve okumasına uyarlıyor.
Stüdyo ve Kıyas
Nine Sols, Red Candle Games’in (Tayvan) ilk büyük aksiyon hamlesi. Stüdyonun önceki işleri Detention ve Devotion psikolojik korku ve anlatı ağırlıklıydı; Nine Sols’ta ise aynı “hikâye kurma” becerisi bu kez refleks ve zamanlama isteyen dövüşle kaynaştırılıyor. Sonuç: Anlatı ile mekanik birbirini taşıyor; Red Candle’ın “hikâye gücü” aksiyon türüne taşınmış gibi.
Mitoloji Omurgası: “Güneşler”, “Yi” ve İzlekler
Oyunun mitolojik iskeleti Çin güneş mitine ve özellikle okçu Hou Yi anlatısına yaslanıyor: Bir vakitler gökyüzünde on güneş (Xihe’nin oğulları) birlikte doğup dünyayı kavurunca, Hou Yi dokuzunu vurup birini bırakır; düzen yeniden kurulur. Oyundaki kedi-benzeri savaşçı (kedi olmadiğini biliyorum ama gerçektende benziyor) Yi’ de bizim ana karakterimiz ve Hou Yi’nin bir benzeri adeta, bu yüzden Nine Sols mitin doğrudan bir çağrışımı adeta.
Benim kişisel okuma haritam, oyunun ana duygularını şu mit unsurlarıyla eşleştiriyor:
Vefa / Bağlılık: Hou Yi’nin insanlığı korumak için güneşleri indirmesi — “düzeni” ve “yaşamı” gözeten fedakârlık anlatısı. (Varyantlarda Yi’nin görevi, felaketi durdurmak; etik yükümlülük vefa olarak okunabilir.)
İhanet: Hou Yi’nin eşi Chang’e ve ölümsüzlük iksiri etrafında anlatılan ihanet motifleri (çeşitli varyantlarda Chang’e ya da hırslı bir çırak/üçüncü kişi iksiri sahiplenir). Oyunun “ihanet” ve “güç” temalarını okurken bu ana damarı hissediyorsunuz.
Affedicilik: Bazı versiyonlarda Hou Yi’nin öfkesinin dineyip ay tanrıçası olan Chang’e’ye her dolunayda tatlılar bırakması anlatılır; bu, ayrılığın ardından gelen bir merhamet/bağışlama imasıdır. Oyunda, döngüsel ilerleyiş ve hatadan sonra “yeniden deneme” hissiyle beraber okunduğunda affediciliğin oyun dilindeki karşılığını hissettim.
Not: Nine Sols’un “taopunk” tasviri, Taoist kavram ve folklor dokularını siber/gelecekçi motiflerle birleştiriyor; bu yaklaşım, FT’nin eleştirisinde de altı çizilen benzersiz dünya kurulumunun temel parçası.

Sahneler ve Bosslar – Yolculuğun Çatışma Anları
Asansörde AyrılışYi’nin yolculuğu sırasında yaşanan “asansörle ayrılma” sahnesi, yalnızca mekânsal bir kopuş değil, metaforik bir kırılma noktasıdır. Düzenin çözüldüğü, oyuncunun karanlığa yalnız indiği bu an, Hou Yi mitindeki güneşlerin düşüşünü hatırlatır: Dünyanın ısısını kaybettiği, kaosun kapıyı araladığı bir sahne. Benim için bu, “oyunun en yalnız sorusu” gibi hissettirdi.
Lady Ethereal – Ruhun Aynasında Etkileyici bosslardan biri olan Lady Ethereal, mistik sahne atmosferiyle sadece reflekslerinizi değil, ruhsal dengenizi de sınar. Dövüş boyunca kendinin sahte ilizyonlari ile boğuşmak zorunda kalmamiz, kaybolup yeniden belirmesi, fedakârlık ile ihanetin aynı anda hissedildiği bir dansa benziyor. Onu yenmek, yalnızca bir mekanik başarı değil; içsel bir yüzleşme.
Eigong (Son Boss) – Eigong Ve nihayet, yolculuğun zirvesinde Eigong. O, oyunun doruk noktası ve aynı zamanda kendi içimizdeki en sert gölgeyle yüzleşme anı. Normal bitişte iki fazlı, ama gerçek son için üç fazlı mücadele sizi bekler. Her deflect, bir ilerleme belirtisi gibi sizi coştururken; her darbe, ihanetin, vefanın ve affediciliğin farklı bir yüzünü açığa çıkarıyor. Eigong’la karşılaşmak, yalnızca bir Boss Savaşi değil, kendi mitinizi yeniden yazmak gibi hissettiriyor.
Mekanik–Anlatı Uyumu
Deflect Ritmi: Oyunda saldırmak kadar, doğru anda karşı koymak belirleyici. Başarı “ham güçten” çok denge ve zamanlamayı ödüllendiriyor — mitik denge temasına uygun düşüyor.
Keşif: Çizgisel koridorlar ile daha serbest alanların karışımı, “düzen–kaos” salınımını güçlendiriyor; görsel şiirle inşa edilen mekânlar tematik okumayı teşvik ediyor.
Neden Beni Etkiledi?
Dini (mitolojik), bilimsel (düzen–kaos, denge, “chi” ve bedensel mekaniğin rasyoneli) ve tarihî (antik imgelem, imparatorluk ve otorite izlekleri) öğeler, parrynin çıtırtısıyla aynı ritimde ilerliyor. Hikâye “vefa, bağlılık, ihanet, affedicilik” gibi duyguları yalnız karakterlerle değil, oyunun benden istediği davranışlarla da hissettiriyor: Sabır, zamanlama, hatadan dönme, yeniden deneme… Bu yüzden Nine Sols bende bir aksiyon oyunu olmanın ötesine geçti.

SON SÖZ
Nine Sols’u bitirdiğinizde, gökyüzünde bir güneşin kalması gibi, akılda tek ve berrak bir şey kalıyor: denge. Kılıcın sesiyle mitin fısıltısı aynı frekansta buluşuyor. Red Candle, korku anlatılarından getirdiği hikâye ustalığını, burada reflekslerime yazmış; ben de her başarılı deflectte, eski bir efsanenin okunu yeniden yayına koymuş gibi hissettim.



Yorum bırakın